Gönüllüyüm, Sadeyim: Tüketimde Az Nasıl Çok Olur?

Hem şirketler, hem tüketiciler hem de pazarlamacılar uzun zamandır karlılık ve satış dışında değerlere odaklanmış durumda. Gezegenin durumu, gelir adaletsizlikleri, sosyal sorunlar, maneviyata olan ihtiyaç arttıkça insanlar maddiyatlarını da her zamankinden fazla sorgular oldular. Bu çizgide ortaya çıkan akımlardan en önemlisi “sürdürülebilirlik” oldu. Moda endüstrisinde de sürdürülebilir moda, sürdürülebilir üretim kavramlarına burada sık sık değindik.

Bir diğer kavram “adil ticaret” (fair-trade) idi. Bu kavram çerçevesinde, kozmetik firmaları, Starbucks gibi temel tarım ürünlerine dayalı endüstriler üreticiyi mağdur etmeyen, adil bedellerle satın alınmış kaliteli toprak mahsüllerine yöneldiler.

Bu yazının konusu ise daha güncel ve kendini günden güne hissettiren, özellikle moda alanına yansımasıyla hayatımıza giren üçüncü bir kavram: “gönüllü sadelik” (voluntary simplicity).

Gönüllü Sadelik

Modanın ana mottolarından biri olan less is more – daha az daha çoktur düsturu birçok insanın tüketimini etkilemeye başladı. “sade” adlı kitabı okudunuz mu? Minimalist akımı takip ediyor musunuz? Daha basit şeylerden mutlu olup, daha az maddeyle daha az eşyayla yetinmeye çabalıyor musunuz? Bir sene boyunca yeni hiçbir ürün almadan yaşamayı hedef alan kadının hikayesini dinlediniz mi? Tüm bunlar gönüllü sadelik akımının belirtileri.

Hiç düşündünüz mü her gün evinizden kaç kilo çöp çıkıyor? Kaç adet yeni giysi alıyor, kaç adet giysiden kurtuluyorsunuz? Eşyalarınız, biblolarınız, para vererek aldığınız soslar, parfümler, gerçekten gerekli mi? Bu soruları kendilerine soran tüketiciler gönüllü sadelik akımını yarattılar. Gönüllü sadeliğin sözlük anlamı şu şekilde tanımlandı:

Gönüllü sadelik aşırı tüketimi ve materyalist yaşam biçimini reddederek, basit ve sade bir yaşam biçimini tercih etmektir. Gönüllü sadeliği tercih eden insanlar mal ve hizmet tüketimlerini minimize eder ve maddesel olmayan kaynaklara (aile, sanat, sürdürülebilir yaşam, politika, sosyal topluluklar vb) daha fazla zaman ve enerjilerini yönlendirir.

Gönüllü sadelik aşırı tüketimi ve materyalist yaşam biçimini reddederek, basit ve sade bir yaşam biçimini tercih etmektir.

Bu alanda hem dünyada hem de Türkiye’de çok az bilimsel araştırma yapılmış durumda. Önemli olan şu ki gönüllü sadeler çevrecilerle ya da spiritüel bireylerle aynı kişiler değiller. Gönüllü sadelik son derece planlı programlı ve rasyonel süreçleri içeriyor. Örneğin gönüllü sadeler özel günlerde yakınlarına kendi el yapımları hediyeler veriyor. Toplumda ve mahallelerinde aktif rol oynamaya çalışıyor, bir ürün bozulduğunda yenisini araştırmak yerine oturup tamir etmeye çabalıyor. Örneğin birçok kozmetik ürünü gönüllü sadeler tarafından birkaç doğal ürünle evde yapılabiliyor. Alışveriş, sipariş, ürünlerle ilgilenmeye ayrılan süreler ruhsal gelişim, dostluk bağları, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerine ayrılıyor. Deterjan ve kimyasalların çevreye saygılıları aynı zamanda eşyaların tasarruflu ve çevreye saygılı olanları (çok ihtiyaç varsa) satın alınıyor.

İşin bu kısmı tüm moda markalarına, pazarlamacılara ve akademisyenlere bol malzeme verecek ve bundan çokça ders çıkarılacak gibi gözüküyor. Bir kadının dolabında artık sadece 20 parça giysi olacaksa ya da bir kadın yılda sadece 2 kozmetik ürünü alabilecekse, sizin markanız ve sizin ürününüz bu minimal listeye girmek için çok ama çok iyi, çok ama çok katma değerli, doğaya ve topluma çok ama çok saygılı olmak zorunda.

Ezgi Merdin
Ezgi Merdin

Ezgi, Boğaziçi Üniversitesi’nden Pazarlama doktoru olarak mezun oldu. 1 yıl İtalya’da, 1 yıl Koç Üniversitesi’nde tüketici araştırmalarına devam etti. Popüler kültürle yakından ilgili, tam bir İtalya aşığı ve bilimsel makaleler kadar kısa blog yazıları yazmaktan da hoşlanıyor. Ezgi Kadir Has Üniversitesi'nde pazarlama dersleri veriyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.