Zamansız Bir Stil İkonunu Tanıyalım: Jane Birkin

Bir İkonu Tanıyalım: Jane Birkin

Aslında Jane Birkin için yarı İngiliz yarı Fransız demek daha doğru olur çünkü henüz 20’li yaşlarının başında oyunculuk yapmak için Fransa’ya gidiyor ve meşhur aşkı Serge Gainsbourg ile tanıştıktan sonra da bir daha oradan ayrılamıyor. Şimdilerde hâlâ Paris’te yaşayan Jane, “Bu şehir benim için Serge demek. İkisinin de ortak özelliği benzersiz olmaları. Ve son derece yanlış şeyler yaptıklarında bile sevilebilir kalmaları…” diyor.

 

Konforlu bir stil, kendi mutluluğunuzu keşfettiğinizde başlar.

Jane Birkin

Jane Mallory Birkin.
14 Aralık 1946’da Londra doğumlu.
Oyuncu, şarkıcı, söz yazarı, model ve bir stil ikonu

 

Bunların yanı sıra onun bu kadar göz önünde olmasının sebeplerinden biri hiç kuşkusuz şahsına münhasır stili. Derler ki, kimi insanlara giydikleri kıyafet değer katar, kimileri ise giydikleri kıyafete değer katar. Jane Birkin şüphesiz ikinci gruptan. Aksi halde onu sık sık görmeye alışkın olduğumuz bol jeanleri, basic tişörtleri ve imzası niteliğinde olan hasır sepetleri -çantası- bu denli popüler olamazdı.

“Konforlu bir stil, kendi mutluluğunuzu keşfettiğinizde başlar.” sözü, aslında stilinin özeti. Giydiği kıyafetle rahat olması ve mutlu olması yeterli. Her kıyafetini bu doğrultuda seçiyor. İster şık bir gecede yer alsın ister günlük bir gezintiye çıksın. Denklem hep aynı. Onu dar pantolonlarla, yüksek topuklularla görmek pek mümkün değil.

 

 

Davetler için favorisi uzun bacaklarını vurgulayacak mini bir elbise, babet ya da kısa

topuklulular olurken bu tarzını günlük stiline diz üstü çoraplar ve düz taban ayakkabılarla uyarlıyor. Şık olması gereken zamanlarda zarif ince bir kolyeyi tercih ediyor.

Fazla aksesuar sevdiği söylenemez fakat kemerleri sevdiği kesin. Gömlek-pantolon, tişört-şort kombinlerinin yıldız parçası mutlaka kalın bir deri kemer oluyor. Dışarıya ya çantasız çıkıyor ya da meşhur sepetlerinden birini eline alıyor. Onu ayrıcalıklı kılan özelliklerden biri de çanta olarak kullandığı hasır sepetleri. Hatta bu sepetler aynı zamanda Hermes’in meşhur Birkin çantalarının ortaya çıkmasındaki baş aktör.

Birkin Bag

Her şey 1981 yılında, Paris’ten Londra’ya uçan Jane Birkin’in çantasındakileri yanlışlıkla yere dökmesiyle başlıyor. O sırada yanında oturan kişi, Hermes’in CEO’su Jean-Louis Dumas. Fransız modaevinin CEO’su, Jane Birkin’e “cepleri olan bir çanta almalısınız” dediğinde, Birkin’in cevabı “Neden Hermes Kelly’den daha büyük fakat Serge’nin (Gainsbourg) bavulundan daha küçük bir çanta yapmıyorsunuz?” oluyor ve böylece efsane çantanın ilk çizimleri o yolculukta ortaya çıkıyor.

Hermes Birkin çantalar yıllarca bir statü simgesi olarak kadınların kalbinde taht kurmayı başardı. Fakat Jane Birkin yakın bir geçmişte çantaların üretim aşamasında timsahlara zarar verildiği gerekçesiyle markadan açıklama istedi ve bu modelden isminin kalkması talebinde bulundu. Hermès bu konuda Birkin’i ikna edecek bir açıklama yaparak timsahlara kötü muamele edilmediğini garantiledi. Birkin ikna olmuş olacak ki ismini geri almaktan vazgeçti fakat artık Birkin Bag kullanmadığını da duyurmaktan geri durmadı.

Bu çanta çok büyük ve ağır. Ben artık bir erkek gibi herşeyi ceplerime doldurarak ellerim boş geziyorum.

Jane Birkin

 

Jane Birkin oldukça hareketli geçen gençlik yıllarının ardından, şimdi kendisini ailesine, kızlarına ve hayır işlerine adayarak yaşıyor. Yıllardır Amnesty International ile birlikte çalışan Birkin, pek çok alanda insanlık için mücadele ediyor.

Jane, özellikle anne olduktan sonra daha güçlü ve özgür bir kadına dönüştüğünü söylüyor. Geçen yıllarla birlikte daha da oturan tarzından bunu görmek mümkün. Belli ki artık ne istediğini çok iyi bilen bir kadın var karşımızda. Dağınık kâkülleri, her zaman aynı boyda olan kahverengi saçları ve o makyajsız hali ile ikonlaşan fakat asla özensiz gözükmeyen Jane Birkin.

‘Vintage bir jean, Converse’lerim ve erkek kazakları en rahat olduğum kıyafetler. Saçlarımı en yakın arkadaşım kesiyor, hem de bir mutfak makasıyla.’

Erkek kazaklarını ve gömleklerini sıkça kullanmasına rağmen fazla salaş veya maskülen durmuyor çünkü bir şekilde feminenliğini vurgulamayı başarıyor. Örneğin üstüne bol gelen bir erkek gömleği giydiğinde düğmelerini açarak derin bir dekolte oluşturuyor. Bol ve koyu tonlarda bir pantolonla ise göbeği açık bluzleri kombinliyor. Ne yoldan olursa olsun o pervasız, havalı ve feminen görüntüsünü yakalamanın bir yolunu buluyor.

Onun denimler, tişörtler, gömlekler ve mini elbiselerden oluşan dünyası günümüzde Alexa Chung gibi pek çok ünlü isme ilham kaynağı oldu. Tüm isabetli kombinleri içinde benim en beğendiklerimden biri ise 2011 yılında katıldığı bir Stella McCartney defilesindeki hali oluyor. Birkin siyah saten takım elbisesi ve makyajsız hali ile son derece kadınsı, iddalı ve olduğu gibi görünüyor…

 

Seda Balatekin

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı bölümünde okuyorum. Son zamanlarda ağırlıklı olarak styling ve moda editörlüğü alanlarında çalışıyorum.

Henüz Yorum Yok

Cevap Bırak

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak.