Siz De Artık Daha Az Dergi Okuyanlardan Mısınız?

 

Mutlaka Okumanız Gereken 7 Moda Dergisi yazısını yazalı neredeyse 1 yıldan fazla oldu. Hala sitenin en çok okunanlarından biri olan bu yazıdan beri gittikçe daha da az dergi okuduğumu farkettim. Moda haftaları, trendler ve neler olup bittiğini öğrenmek için çevrimiçi kaynaklara yönelirken, editoryal çekimler ve styling fikirleri için ise sosyal medya hesaplarına son bir yılda daha sık uğrar oldum. Tüm bunlar olurken Türkiye Glamour dergisinin kapanması, Conde Nast’ın Glamour, GQ gibi dergilerinde kısıtlamalara gitmesi ve son olarak da Teen Vogue’un yazılı haline veda etmesiyle birlikte “Artık dergi okumuyor muyuz?” sorusunu sık sık sorar olduk.

İngiltere’de The Advertising Association’ın yaptığı araştırmaya göre dergiler 2005 yılından beri reklam anlamında gözle görülür büyük bir kar artışı yaşamıyorlar. The Business of Fashion’ın 2015 yılında yaptığı bir araştırmaya göre ise son 5 yılda dergi okuyarak geçirdiğimiz saatler %19 daha azaldı. 2018 itibariyle ise bu rakamın daha da düşmesi bekleniyor.

Kendi Çalıştığı Dergiyi Okumayan Editör

Lucinda Chambers

Edward Enninful’un Vogue UK’in başına geçmesiyle görevinden çıkarılan, derginin eski moda direktörü Lucinda Chambers‘ın çarpıcı açıklamaları da bu yazıda oldukça etkili oldu. Yaptığı açıklamalarda en ilgimi çeken kısım ise yıllardır çalıştığı dergi için söylediği şu sözler oldu:

Gerçeği söylemek gerekirse yıllardır Vogue okumadım. Kıyafetler çoğu insan için uygun değil ve fazla pahalı. Bu tarz dergilerin amacının istek uyandırmak olduğunu biliyorum fakat hem pratik hem de istek uyandıran bir dergi görmek istiyorum.

Lucinda Chambers

Dergi sektörünün içinden gelen bu şaşırtıcı itiraftan sonra bu sektördeki birçok insanın da benimle benzer sorgulamaları yaptığını görünce bu konuyu izlemek istedim.  Peki nasıl oldu da bir zamanlar modaseverlerin elinden düşmeyen bu dergilere artık sadece bekleme salonlarında göz atıyoruz?

 

Reklamlar

Moda dergilerinin hepsinin reklam bütçesiyle döndüğünün farkındayım. Reklamsız bir derginin kar etmesi imkansız. Fakat son zamanlarda herhangi bir kitabevine girdiğinizde elinize ilk geçen dergiyi alın, 200 sayfanın altında bir moda dergisi bulmanız oldukça zor olacaktır. Özellikle de Eylül sayılarında verilen eklerle birlikte birçoğumuz dergi almaya niyetlensek bile ‘o kadar ağır ki şimdi eve kadar bunu nasıl taşıyacağım?’ düşüncesini aklımızdan geçirmişizdir. Peki bu gramajı ağır dergileri açtığımızda ise çoğu kişi büyük bir hayal kırıklığıyla karşılaşıyor çünkü yarısından çoğu içerik değil reklam. Ne de olsa moda ve lüks sektöründeki reklam gelirlerinin %80’e yakını hala basılı yayınlardan.  Tüketicilerin perspektifinden bakarsak ise ücretsiz içerikler bu kadar ulaşılabilirken reklam olduğu bu kadar belli olan sayfaların arasından bilgiye ulaşmak ikinci tercih durumunda.

 

İnternet Çağı

Online içeriklerin en önemli noktası pratik olmaları

Aslında dergi okumamamızdaki başlıca ve akla ilk gelen sebeplerden biri de çevrimiçi içerikler. Bağımsız websitelerinden, Instagram hesablarına, twitter’dan bloglara kadar moda dünyasında neler olup bittiğini takip etmek son 10 yılda inanılmaz bir şekilde kolaylaştı. Günümüzde hızın herşey olduğu moda dünyasında hızlıca üretmek kadar kaynaklara olabildiğince hızlıca erişmek de çok önem kazandı. Birçok moda evi defilelerini facebooktan canlı gösterirken, bir ay sonra basılacak moda dergilerini almak Y ve Z jenerasyonuna uzak geliyor.  Haberler ve ilginç makaleler için ise objektif ele alınan geniş mecralara ulaşmak bir tık kadar kolay. The Business of Fashion’ın yaptığı araştırmaya göre ortalama bir Amerikan Vogue okuyucusu 38 yaşında. Yani ister istemez Y ve Z jenerasyonu için basılı dergilerin önemi diğer jenerasyonlara göre çok daha az.

 

İçerik

Bir diğer nokta da özgün içerik. Dergiler, her ne kadar büyük bir ekip ile oluşturulsalar da, genel yayın yönetmeninin onay vermediği hiçbir şeyin basılmadığı ortamlar. Çarpıcı, ilgi çeken ama sınırı da aşmayan, sıkıcı olmayan ama okunabilirliği olan konular bulmak dergileri kısıtlayan konular arasında. Bu seçiciliğin içinde de orjinal içerik bulmak bir hayli zor oluyor. Aylık çıkan dergilerde sanki birbirlerini tekrarlıyorlar gibi bir his var. Özgün içerikten bahsetmişken Amerikan Teen Vogue’dan bahsetmeden olmaz. Yaklaşık 2 ay önce Teen Vogue‘un basılı haline veda ettiğinden bahsetmiştik. Modanın içinde siyasetin de olması gerektiğini gösteren ve özellikle de son bir yıldır bir hayli güncel içerik üreten Teen Vogue’un bu kadar popülerleştiği bir dönemde basım hayatına veda etmesi hepimizi çok şaşırtmıştı.

Bireysellik

Günümüz modada bireysellik devri. 50’ler ve 60’lı yıllardaki gibi döneme hakim belirli silüetler ve trendler artık yok. Moda, kişinin kendini istediği gibi yansıtabilmesi ve içinde mutlu olduğu parçaları giyebilmesi demek artık. Blogların çıkışı da bu amaca çok yakın. Moda dergilerinin okuyuculara dayattığı görüntülerin dışında kişilerin kendilerini olduğu gibi çekip, ‘bakın ben bunu böyle anlatılanların aksine böyle giyiyorum ve böyle mutluyum’ tarzındaki blog postları son 10 yılın en önemli moda akımlarını oluşturdu. Kısacası artık herşey bireysellik. Durum böyle olunca da insanlar stil anlamında bilgilenmek için özgün ve bedava kaynaklara gidiyor. Dergilerin empoze ettiği stil ikonları yerine, kişi kendi stil ikonunu kendi oluşturuyor.

 

Dergilerin Tüketiciye Yaptığı Psikolojik Baskı

Kişisel olarak baktığımda dergileri yıllardır almayı bırakmamın en önemli sebeplerinden biri de bu. Dergiler reklamlarla döndükleri için içerik gereği okuyucularına sürekli yeni ürünler satma çabasındalar fakat zaten günümüzde dört bir yanımızın reklamlarla çevrili olduğu için haftanın 1 saati keyifle dergi okumak istediğimde dergilerin çaresizce bana birşeyler satmaya çalışması bende rahatlamaya değil strese sebep oluyor. Üstelik başlıklar insana reklam satmanın da ötesinde bence psikolojik baskı yapar bir seviyede.

Bu sezon sahip olman gereken 5 ayakkabı

Metalik trendini dolabına uyarlamadan geçme.

Dergiler okuyucularına sanki bu sezon o 5 marka ayakkabıya sahip olmazlarsa eksik, metalik trendine uygun bir parça satın almazlarsa sezon modasınının dışında kalacakları sinyalini veriyor. Bu durum belki 50’li ve 60’lı yıllarda olsaydık doğru olabilirdi fakat 2018’e girdiğimiz şu günlerde yukarıda da bahsettiğimiz gibi en önemli şey kişisellik ve stil sahibi olup modayla ilgilenmemiz için sezonun 5 parçasına sahip olmamız gerekmiyor. Lucinda Chambers’ın online Vestoj dergisine yaptığı açıklamalarda bu konudan bahsetmesi de önerimi kuvvetlendiriyor.

Kendini güçlü hissettirecek çok az moda dergisi var. Birçoğu seni mükemmel akşam yemeği sofrası hazırlayamadığın, doğru insanlarla partileyemediğin için gergin hissettiriyor. Doğruyu söylemek gerekirse yıllardır Vogue okumadım. Hiç bir zaman Vogue tarzı bir hayat tarzım olduğuna inanmadım…. Moda dünyasında her zaman insanlara ihtiyacı olmayan şeyleri satmaya çalışıyoruz. Aslında hiçbirimizin yeni bir çantaya, elbiseye ve ayakkabıya ihtiyacı yok. O yüzden biz de okuyucuları tatlı sözlerle ikna ederek, sataşarak ve cesaretlendirerek almaya devam etmesini sağlıyoruz. – Lucinda Chambers

Photoshop

Bir başka sebep de photoshop. Günümüzde photoshop kullanımını sadece dergilere indirgemek yanlış olur fakat sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasından çok önceleri dergilerin photoshop yaptığı biliniyordu. 2 ay önce İngiliz Grazia dergisinin Afrika’lı oyuncu Lupita Nyong’onun saçına haberi olmadan photoshop yapıp ardından daha Avrupai bir görüntüye sahip olması için photoshop yapıldığını açıklaması gündemi oldukça meşgul etmişti. Nyong’onun başlattığı- #donttouchmyhair – saçımadokunma etiketli kampanya dünya çapında dergilerin tek tip güzellik anlayışına tepki olarak 60.000’den fazla kullanıldı. Bir başka örnek de Kate Winslet’in GQ için çektirdiği kapakta, haberi olmadan bacaklarına photoshop yapılması.

Birçokları dergileri tek tip insanı normalleştirmek gibi konularla suçlasa da dergilerin son 5 yılda bu konuda ilerleme kaybettiğini de belirtmeden geçmeyeyim.

Peki bundan sonra ne olacak? Dergilere veda edip online dergilerle mi devam edeceğiz. The Guardian tarafından yayınlanan makaleye göre dergilerin etkisi önümüzdeki yıllarda daha da küçülecek olsa da dergiler hala varklıklarını sürdürmeye devam edecekler. Herşeyin hıza dayalı olduğu moda dünyasında yazılı versiyonlarını birçok derginin aynı şekilde dijitale de uyarlayıp bir arada yürütmeye çalıştığını görüyoruz. Her ne kadar dergi okuyan kitle azalsa da bazı tüketiciler ise dergi okumayı sofistike ve devam etmesi gereken farklı bir deneyim olarak görüyorlar. Şu günlerde ise bağımsız dergiler, orjinal içerikler ve styling konusundaki daha özgür görüşleriyle tüm dünyaya yayılmış zincir dergilerden daha ön plana çıkıyorlar. Geçen yılki okumanız gereken 7 moda dergisi listemizde de ağırlıkta olarak bağımsız dergilerin üzerinde durmuştuk. Günümüzde dergilerin etkisinin azalmaya başlamasıyla birlikte en çok dikkatimizi çeken nokta ise eskiden dergiler sayesinde haber aldığımız markalardan, artık dergilere ihtiyaç kalmadan direkt olarak iletişim içinde olabiliyoruz.

Takipçilerimiz arasında moda dergilerinin okunup okunmadığını ölçmek için başlattığımız anketimiz ise tüm burda yazdıklarımızı doğrular nitelikteydi. Katılımcılarımızın %70’e yakını ‘ Ne Sıklıkla Dergi Okuyorsunuz?’ sorusuna ‘Pek Değil’ şıkkını işaretlerken, %30’u ise ‘Çook’ şıkkını seçti.

Sizce 2018’de ne kadar çok dergi okuyacağız?  Sizce online kaynaklar dergi okumanın keyfinin yerine geçebilir mi?

Eda Binark
Eda Binark

Istanbul doğumluyum.Nişantaşı Işık Lisesi'nin ardından lisans eğitimimi London College of Fashion’da Fashion Design& Development bölümünde tamamladım. Istanbul'a dönüp bir sene Vakko’da satın alma ve merchandising asistanlığı yaptıktan sonra Londra’ya geri dönüp yine LCF'de Moda Yönetimi ve Stratejik Moda Pazarlaması yüksek lisansı yaptım. Mayıs 2016'dan beri Moda Kariyeri’nde içerik editörüyüm.

Henüz yorum yok

Yorum yap

Email adresin yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.