Youth Rising: Z Kuşağını Anlamak

Youth Rising: Z Kuşağını Anlamak

Mercedes-Benz Istanbul Fashion Week sırasında ekipçe en çok ilgimizi çeken etkinlik IHKIB’in düzenlediği ve WGSN Kıdemli Denim Editörü Samuel Trotman’ın katılımıyla gerçekleşen Youth Rising ve Trend seminerleriydi. MBFWİ’un ikinci gününde gerçekleşen Youth Rising moda sektöründe olan veya sektöre girmek isteyen herkesin bilmesi gereken kilit bilgiler içeren bir seminerdi.

Yaklaşık 1.5 saat süren Youth Rising’in ana konusu Milenyum, Z  ve Alpha Jenerasyonlarıydı. Günümüz tüketimine hükmeden ve gelecekte de hükmedecek bu 3 grubun tüketim tercihlerinin sosyo-ekonomik olaylarla nasıl şekilleneceğini açıklayan oldukça ilginç bir konuşmaydı. Genel olarak baktığımızda WGSN’in kıdemli editorü Samuel Trotman, günümüz tüketicilerin girdiği büyük değişime deyindi. Nicelikten çok niteliğe önem verileceği, stil sahibi olmanın trendlerden öteye geçeceği ve daha aza sahip olunan bir hayatın daha kaliteli bir hayat sunacağının farkına varılacağı belirtildi.

Seminerde ele alınan bir başka konu ise belki de moda endüstrisinin en büyük sorunu haline gelen ve çılgın tüketim hızıyla artan tekstil atıkları. New York’ta bulunan Saks 5th Avenue’nun yaptığı proje ise örnek projeler arasında yer aldı. Saks vitrinlerini sürdürülebilir kumaşlarla yapılmış tasarımlara ayırmaktan, mağaza içinde geri dönüşümle ilgili bilinci arttırmaya yönelik bugüne kadar pek çok aktivite yapmış büyük bir isim.

Saks 5th Avenue

Bu çılgın atıkları önlemek için hepimizin yapabileceği birşeyler var. Mesela:

  •  İhtiyacımız olmayan şeyleri satın almamak
  • İndirimden ürün toplamayı bırakmak
  • High-street’ten uzak durmak
  • Az alıp daha kaliteli parçalara yatırım yapmak

Günümüz tüketicisinin de alışıldık stratejilerin dışında şeyler istediğinden bahseden Trotman, bu konuda Supreme’i güzel bir örnek olarak gösterdi. Kıyafetler satışa çıkmadan mağazalarının önünde kuyruk oluşan Supreme’de ürünler alındıktan sonra internette iki katı fiyatına satılıyor.

Wellness yani sağlıklı bir hayat tarzı günümüzün yeni statü sembolü

#FITLIFE

Genç jenerasyonun ilgisini çeken bir başka konu da fit hayat tarzı. #fitlife, #fitgirls gibi hashtaglerin sosyal medyada büyümesiyle akıllı markaların gençlerin ilgisini çekmek için bu fit yaşam trendine bir şekilde dokunabilmesi gerekiyor. Bir diğer önemli nokta da y jenerasyonunun şu ana kadarki en stresli jenerasyon olduğu gerçeği. Yani gerek fiziksel sağlık gerekse ruhsal sağlık gibi konular onlar için büyük önem taşıyor. Marka etkinliklerine meditasyon gibi aktiviteleri katabilen markalar bu piyasada öne geçiyor.

Sağlık Günümüzün Yeni Statü Sembolü

 

Free People- moda ve seyahati barındıran bir marka

Bir diğer milenyum trendi ise “seyahat”. Milenyumlular için hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olan seyahat doğru bir pazar stratejisi olarak kullanıldığında büyük önem taşıyabilir. Trotman’a göre bu konuda en başarılı markalardan biri Free People. Free People sık sık surf, yoga dersleri ve sağlıklı yemek atölyelerini birleştiren etkinlikler yapıyor. Sağlık ve fit bir hayat tarzı günümüzün yeni statü sembolü.

Z jenerasyonu için fotoğraf çekmek konuşmak yerine geçiyor.

Z Jenerasyonu

Gelelim Z jenerasyonuna. 1995 – 2010 arası doğanların oluşturduğu Z jenerasyonu geleceğin yeni tüketici topluluğu. Dünyayı sosyal medya üzerinden tanıyorlar ve şu zamana kadarki en uluslararası jenerasyonu oluşturuyorlar. Z Jenerasyonunun ilk öğrendiği dil dijital dünya dili ve birçokları kendilerini emojiler ile ifade ediyor. İlk duyuşta komik gelse de dünyada birçok dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Hatta fotoğraf çekmek bile aslında bu jenerasyon için birçok yerde konuşmak yerine geçiyor.

Gen Z’nin ilgisini çekmek milenyumlulardan daha zor fakat Trotman’a göre Louis Vuitton x Supreme işbirliği iyi bir Z jenerasyonu projesi olarak gösterilebilir- bu projedeki kilit nokta insanları ‘şok’ etme şaşırtma özelliğini barındırması. Balenciaga’nın İkea çantasını ardıran tasarımının ardından tüm dünyada Ikea torbalarını kıyafete döndürme furyası da bu jenerasyona hitap eden güzel projelerden biri.

Balenciaga’nın İkea’nın plastik çantasını ardıran çantasının ardından İkea çantalarından çok sayıda kıyafet ve aksesuar üretildi

 

Markaların ve perakendecilerin gözünden bakarsak şimdiden sektörü zorluyan milenyumlulardan daha zor bir nesil olacağa benziyor Z jenerasyonu. Bunun en önemli sebeplerinden biri de günümüzdeki en eğitimli nesil olmaları. Doğduklarından beri teknolojiyle içiçe olan bu jenerasyonun markalardan yüksek beklentileri var ve ‘dürüstlük ile orjinallik’ ise en önemli kelimeler bu durumda. Bu yeni jenerasyon hakkındaki belki de en umut verici şey milenyumlulardan çok daha optimistik olmaları.

 

Abercrombie& Fitch, popülaritesini kaybedince esnek bir kimliğe ayak uydurmakta zorlanan markalar arasında

Çeşitlilik

Milenyumluların ve Z jenerasyonunun dünyaya hakim olmaya başlamasıyla birlikte “çeşitlilik” konsepti de tüm dünyada etkisini sürdürecek. Çeşitlilikten kasıt ırk, renk, din, yaş ve cinsiyet ayrımlarının kalmaması; herkesin kendini özgür ifade edebilmesi ve sınıflandırmaların kalkması. Günümüzde ve gelecekte “kimlik” kavramı esnek bir kavram olacak. Günlük hayatta olduğu kadar markaların da kimliklerinde esnek olması gerekiyor. Buna örnek olarak Abercrombie & Fitch’i gösterebiliriz. Belirleyici bir kimliği olan marka esneklik yapamadığı için yıllardır zor durumda. Tüm bunlarla birlikte unisex tuvaletler, erkek çocukların pembe, kız çocukların mavi giymesi gibi konularla markaların yakından ilgilenmesi gerektiği belirtilen konular arasındaydı. Bir başka nokta da artık tüm markaların bir fikre, ideolojiye ve duruşa sahip olması gerektiğiydi. Trotman’a göre artık giyim markaları sadece güzel kıyafetler demek değil. Özellikle milenyumlular alışveriş yaptıkları markaların hangi ideolojide ve görüşte olduğunu merak ediyor. Melania Trump’ı giydiren Dolce&Gabbana’ya gelen protestolar bunun en güzel örneği.

Markaların bir fikre, ideolojiye ve duruşa sahip olması gerek

Alpha Jenerasyonu

Konferansın bir başka gündem konusu da hakkında çok az bilgimiz olan “Alpha Jenerasyonuydu”.  2010- 2024 doğumlu olan bu nesil daha tüketimde söz sahibi olmasa da geleceğin tüketicileri olacaklar o nedenle markaların uzun dönem stratejileri arasında bu neslin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurması gerekiyor.

Milenyumlu ebeveynlere sahip bu jenerasyon uygulamalar ve akıllı telefonlarla büyüyor. Aileler, bebeklerinin vücut ısılarından, ne yediklerine, nerede olduklarından, sabah kaçta uyandıklarına kadar çocuklarını uygulamalarla takip ediyorlar.  Alpha jenerasyonu okul çağına geldiğinde de arttırılmış gerçeklik ile dersleri öğrenecek bu yüzden markaların bu neslin ilgisini çekmek için arttırılmış gerçekliğe yatırım yapmaları gerektiği konferansta konuşulanlar arasındaydı.  Alpha jenerasyonunun ürünün tasarım kısmından başlayarak her etabına dahil olmayı isteyeceği gerçeği markalara büyük  sorumluluk yüklüyor. Ürünün yaratım sürecinden haberdar olma arzusu milenyumlularda da yavaş yavaş başladı ve Adidas’ın Adidas Knit projesini bu alanda yapılan kampanyalara örnek gösterebiliriz. Alpha Jenerasyonunun güçlü gözlem yeteneğiyle markalardan beklentisi yüksek olacak.

Diğer taraftan, doğduklarından beri sosyal medyayla büyüyen bu neslin şu zamana kadarki en izole nesil olacağı söyleniyor. Hatta kendini yalnız hissetmemek adına online ve offline servislere diğer nesillere göre daha fazla para ödeyeceği beklentiler arasında. Bir diğer nokta da Alpha Jenerasyonunun çabuk büyüyüp erkenden yetişkin olacağı gerçeği, buna zemin hazırlayan sebep ise milenyumlu aileleri tarafından sürekli kayıt altında tutuluyor oluşları.

Arttırılmış gerçeklikle büyüyen Alpha jenerasyonu aynı beklentiyi markalardan da isteyecek

Günümüz tüketim dünyasına hakim olan baby-boomer jenerasyonu ilerki yıllarda yavaş yavaş yerini milenyumlular ve Z jenerasyonuna bırakırken hangi markaların stratejilerini değiştirip bu yeni dünyaya uyum sağladığı, hangilerinin ise uyum sağlayamadığını hep birlikte göreceğiz.

Bize göre, “Youth Rising” semineri MBFWİ kapsamında yapılan etkinliklerden en kaçırılmaması gerekeniydi.  Seminer gelecekteki moda dünyasına dayalı önemli ipuçları veriyordu ve ücretsizdi. Youth Rising seminerinin ertesi günü yapılan Sonbahar trendleri seminerine katılmak için 10 modakariyeri.com üyesi de davetiye kazandı. Bu seminerde de Sonbahar/Kış trendlerini dinleme şansımız oldu.

Sitemizden bunun gibi avantajlar kazanmak için üyemiz olmayı unutmayın.

Eda Binark

Istanbul doğumluyum.Nişantaşı Işık Lisesi'nin ardından lisans eğitimimi London College of Fashion’da Fashion Design& Development bölümünde tamamladım. Istanbul'a dönüp bir sene Vakko’da satın alma ve merchandising asistanlığı yaptıktan sonra Londra’ya geri dönüp yine LCF'de Moda Yönetimi ve Stratejik Moda Pazarlaması yüksek lisansı yaptım. Mayıs 2016'dan beri Moda Kariyeri’nde içerik editörüyüm.

1 Comment
  1. Y ve Z jenerasyonuna sahip anne olarak tüketim de ; jenerasyonun , markaların doğal ürün kullanıp kullanmadığı , çevreye olan zararlarını , gözardı etmeyen seçimler yaptıklarını görebiliyorum.. Teknoloji sayesinde ulaşılabilirlikle çocuk ve gençlerin, hikayesini bildikleri kaliteli seçimler yaptıklarını , ürünleri sorgulayabildiklerini görmek güzel…

Cevap Bırak

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak.