Zamanın Ötesinde: Vegan Derinin Yükselişi

Zamanın Ötesinde: Vegan Derinin Yükselişi

 

Bugün herhangi bir ayakkabıcıya gidip içerik bilgisi istediğinizde, övünerek ürünlerinin yüzde yüz gerçek deri olduğunu söyleyen satıcılara aşinasınızdır. Çünkü bugünlere kadar, konforlu ve sağlıklı kabul ettiğimiz “gerçek” deriler ve tamamen plastik içerikli suni deriler dışında çok da alternatifimiz yoktu. Dolayısıyla ürünü satanlar için de alıcıyı ürününün “gerçek” deri olduğuna inandırmak oldukça önemliydi. Fakat vegan deri gibi, modayı temelinden sarsacak, algılarımızı, alışkanlıklarımızı yeniden yaratmamızı sağlayacak gelişmeler artık kapımızda. Artık daha sağlıklı ve dayanıklı liflerle üretilen, tamamen bitkisel içerikli, geri dönüşümü de oldukça kolay olan “vegan” deriler var hayatımızda ve bu sayede oyunun kartları yeniden dağıtılıyor.

Alışılagelmiş gerçek deri üretiminde kullanılan büyükbaş hayvanlar çevreye negatif etkisi olan karbon emisyonunu artırırken, aynı zamanda da hayvan ölümlerine neden olduğu için artık çok da masum sayılmıyor. Bunun yanı sıra mantar, ananas, hindistan cevizi gibi lifli, bitkisel içeriklerden üretilen deriler, son zamanlarda popülerliğini artırmaya devam ediyor. İlk vegan markalardan olan Stella McCartney önderliğinde başlayan vegan deri araştırması, hız kesmeden ve her geçen gün yeni bir materyal eklentisi ile piyasada kendi başrolünü oynuyor. Geçtiğimiz dönemlerde içerdiği plastik oranı nedeniyle tercih edilmeyen suni deriler, artık çok daha doğal, sağlıklı ve geri dönüştürülebilir oldular. Bu deriler henüz Türkiye piyasasına kesin bir giriş yapmamış olsa da, dünyanın dört bir yanından gelen hızlı haberler oldukça sevindirici.

Vegan Deri Alternatifleri

2013 yılında Jonas Edvard’ın keşfettiği ve MYX adını verdiği, istiridye mantarının liflerinin kurutulması ile meydana gelen yeni nesil deri, tüm dünyaya materyal arayışı için yeni bir soru işareti bırakmıştı. Hemen ardından sahne Dr Carmen Hijosa’nındı. Dr Hijosa, uzun yıllar deri sektöründe çalışmıştı ve işin inceliklerini çok iyi biliyordu. Bu sayede de ananası deriye çevirirken hiçbir detayı atlamamıştı. “Piñatex” adını verdiği, ananas hammaddeli bu deri, hem daha doğa dostu hem de çok daha hafifti. Diğer suni derilerin aksine dayanıklılığı da oldukça yüksek olan Piñatex’i, hindistan cevizinden üretilen “Malai” takip etti. Zuzana Gombosva ve Susmith Suseelan tarafından geliştirilen Malai için gerekli olan enerji ve su miktarı oldukça azken, üretim sürecinde hiçbir hayvanın zarar görmüyor ve hiçbir toksik kimyasal içermiyordu. Bu organik ve sevindirici gelişmelere Meksikalı iki girişimci olan Adrian Lopez Velarde ve Marte Cazarez’den de cevap geldi. Bulundukları coğrafyanın bir parçası olan kaktüslerden deri üretmeyi başaran ikili, belki de bugüne kadar ortaya koyulmuş en iyi bitkisel bazlı deriye imza attı. PVC ve toksik kimyasallar içermeyen bu yumuşacık deri, sadece modada değil otomotiv ve mobilya alanlarında da kullanılmaya başladı.

vegan deri

Bu gelişmeler tabii ki sadece araştırma boyutunda kalmadı. Hızlıca üretimlerde kullanılmaya başlanan vegan deriler, H&M gibi bilinen markaların koleksiyonlarında çoktan yerini aldı. 2019 yılında, ananas ve turunçgil liflerinden elde edilen deriler ile bir koleksiyon sunan H&M, 2020 yılında “wine leather” adı verilen şarap bazlı bir deri ile yepyeni tasarımlara imza attı.                                                                                                    Diğer yandan, ülkemizde de güzel gelişmeler devam etmekte. “Lufyen” adı ile hayatımıza giren markanın PETA onaylı vegan derileri, yeni bir geleceği müjdeler nitelikte. Piñatex, elma, muz ve mantar(cork) derileri kullanan markanın ürün tasarımları da oldukça şık.

 

Son yıllarda yaşanan gelişmeler doğrultusunda, artık deri seçeneklerimizin arttığı konusunda hiç şüphemiz kalmadı. Yıllar yılı kullanılmakta olan hayvansal deriyi belki de tahtından edecek olan bu üretimler, bizler için sağlıklı ve konforlu seçenekler haline gelirken, çevreye olan katkılarıyla da ön plana çıkacak gibi görünüyor. Üstelik bu yeni nesil derilere imitasyon ya da suni demek artık çok zor! Çünkü üretilen bitkisel deri, bir alternatif olmaktan çoktan çıktı ve başlı başına mükemmel bir ürün haline geldi. Tüm bunlara ek olarak, hayvansal derilerin daha az tercih edilmesi hayvan ölümlerinin azalması, Amazon ormanlarının büyük ölçüde korunması ve dünya çapında su israfının azaltılması anlamına da geliyor.

Peki gelişen yeni koşullarda siz hangi deriyi tercih ederdiniz?

 

 

Referanslar:
https://jonasedvard.dk/work/myx/
https://www.ananas-anam.com/
https://www.livekindly.co/vegan-leather-created-from-coconut-water-to-reduce-food-waste/
https://www.livekindly.co/hm-is-launching-a-vegan-leather-collection-made-from-wine/
https://desserto.com.mx/why-desserto%3F
https://www.lufyen.com/

Burçak Mutlu

27 yaşında, İzmir Ekonomi Üniversitesi Moda Tasarım bölümü mezunuyum, son sınıfta öğrenci değişim projesi ile Almanya’ya gittim ve moda işletme, tekstil alanlarında eğitimimi tamamladım. Birçok moda dergisi bünyesinde editör olarak çalıştım ve son zamanlarda da, sürdürülebilirliği artırabilmek adına üç boyutlu tasarımlara hayat veriyorum. Kariyer hayatım boyunca sürekli kendimi geliştirmeyi ve yenilenen teknolojileri takip etmeyi hedefliyor, bu yönde çalışmalarımı sürdürüyorum.

Henüz Yorum Yok

Cevap Bırak

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak.