Moda Sektörü 2016’ya Veda Ediyor

2016 yılı herkes için zor olduğu gibi moda sektörü için de zordu. Globalde politik kargaşa, büyük şehirlerdeki terör olayları, Brexit kararı, Amerika’daki seçimler derken moda dünyası son senelerin en kaotik ve belirsiz yılını geçirdi. Tüketim alışkanlıkları hızla değişirken, markalar bu belirsizlik içinde hızlı hareket etmek zorunda. Bunun yanında toplumsal olaylara seyirci kalmak da artık çok zor. Bugünün tüketicisi satın aldığı markanın dünyadaki gelişmelere karşı duruşunu ve etik değerlerini de anlamak istiyor.

Business of Fashion sitesinin McKinsey ile yaptığı analize göre, son 10 yılda yıllık yüzde 5 büyüme gösteren global moda endüstrisi bu seneyi yüzde 2-3’lük bir büyümeyle ve gitgide küçülen kar marjlarıyla kapatacak.

Moda Kariyeri olarak sene içinde sektörden en güncel haberleri takipçilerimize duyurarak, Türkiye’nin ilk ve tek profesyonel moda haberleri sitesi olmayı başardık. 2016 senesinin son buluşmasını da 7 Aralık’taki Moda Kürü sezon kapanışı ile yaptık. 2016 yılı boyunca yaptığımız toplam 10 moda küründe, modanın hem tarihini hem de gündemini masaya yatırıp, sektörü tartıştık. Sezon kapanış toplantımız da, şu ana kadarki en kalabalık moda kürü olmasının yanında, çok keyifli ve bol öngörülü geçti. Yazar ve düzenli konuşmacılarımızdan Eda Çakmak’ı ve moda gazetecisi Seda Yılmaz’ı konuk ettiğimiz son moda küründe 2016 yılı analizini yaptık. İşte özetle yılın son toplantısından satır başları…

Hız

Hepimiz hemfikiriz, 2016 yılına damga vuran başlıkların başında hız geliyor. Bu sene sektör her zamankinden de hızlanarak “See now buy now” akımının etkisinde kaldı. Haziran 2016’da Burberry’nin öncülüğü ile başlayan ardından Tom Ford, Ralph Lauren gibi isimlerin takip ettiği bu akım moda sektörünün hızlı tüketim alışkanlığını daha da hızlandıracak gibi.

“See now buy now” stratejisine göre markalar defile yapar yapmaz ürünlerini mağazalara koyacak, bu şekilde defileden mağazaya aylar süren bekleyiş bitecek, o süreçte tasarımların taklit edilip hızlıca tüketilmesi de engellenecek. 2016 yılında modanın önde gelen yorumcuları bu stratejinin etkisini tartıştı. Avrupa ekolü modanın bir arzu nesnesi olması için müşteri tarafından beklenmesi gerektiğini savunurken, Amerika ve İngiltere defileden mağazaya geçen sürecin markalara zarar verdiğini düşünüyor. Bakalım 2017’de hızımız daha ne kadar artacak?

Moda Sisteminin Gaz Pedalına Kim Basacak? Müşteriler mi Markalar mı?

E-ticaret, mobil ticaret ve perakendenin durumu

Ünlü trend analisti Li Edeelkort Business Of Fashion için yaptığı bir konuşmada “Moda artık çok demode” dedi ve perakende dünyasının kendini yeniden tasarlaması gerektiği konusunun altını çizdi. Gerçekten de mağaza deneyiminin gitgide tekrardan ibaret olduğunu, marka seçkilerinin müşterileri mağazaya çekmeye yetmediğini, hatta bir zamanlar kurtarıcı gözüyle bakılan mağaza içi etkinliklerin bile mağazalara dinamizm getirmekte zorlandığını görüyoruz. Geleneksel mağazacılık yerini “kitle odaklı perakende”ye bırakırken markalar hedef kitlelerini mağazaya beklemek yerine onların olduğu yerde olmayı önceden öngörmeliler. Bunun için kitlelerini her zamankinden daha da iyi tanımaya başlamalılar. 2016 yılında e-ticaret Türkiye’de yüzde 31 büyümüş, yani potansiyeli görmek zor değil. Asıl zorluk e-ticaret deneyimini mağaza deneyimi ile bütünleştirerek müşteriler için kesintisiz ve tutarlı bir deneyim yaratmak.

 

Bunu yapmaya çalışan Boyner Grubu bu sene Wepublic‘i açtı. Ayrıca Bemoji aplikasyonunu çıkardı ve tüm görsel stratejisini buna göre   belirledi.

Değişen Kreatif Direktörler

Maria Grazia Chiuri’nin ilk Dior Koleksiyonu

Raf Simons 2015 yılının sonlarında Dior’dan ayrılmıştı. 2016 yılında ise Calvin Klein’ın Kreatif Direktörlüğüne atandığını öğrendik ve bu habere çok da fazla şaşırmadık. Raf Simons moda sektörünün yaratıcı ekiplerin üzerinde yarattığı baskıdan düzenli olarak şikayet eden dehalardan sadece biri. Yaratıcılığın aceleye gelmesini ve baskı altında koleksiyonlar çıkarılmasını doğru bulmayan Simons bu nedenle Dior’da kalmamayı tercih etmişti.

2016’nın en bomba haberlerinden biri ise Raf Simons’un yerine Maria Grazia Chiuri’nin gelmesi oldu. Dior markası ilk defa bir kadın kreatif direktörle çalışma kararı aldı. Bunun üzerine Maria Grazie Chiuri, Gianpaolo Piccioli’yi Valentino’nun başında bırakarak yeni görevine “We should all be feminists (Hepimiz feminist olmalıyız)” sloganı ile başladı.

Yine bu yıl Haider Ackermann LVMH grubuna ait Berluti’nin Kreatif Direktörü oldu. Brioni’ye Kreatif Direktör olan My Theresa’nın eski satın alma direktörü Justin O’Shea ise, görevinde çok kısa bir süre kaldı. Bu kısa sürede bizlere Metallica’lı bir Brioni reklam kampanyası hediye etti.

Feminizm ve Beden Algısı

Moda kürü sezon kapanışında konuklarımızla ortak görüşümüz 2016 yılında beden algısı, toplumsal cinsiyet ve feminizm konularının markaların odağına güçlü bir şekilde girmiş olmasıydı. Bu yıl Barbie’nin ilk defa 3 farklı vücut tipi ve 7 ten rengi ile üretilmesi kararı alındı (Eda Çakmak’ın yazısı için tıklayın). Çocukluktan itibaren herkesin aklına ideal bir vücut tipi kazıyan Barbie’deki bu değişikliği mutlulukla karşıladık.

Bunun yanında H&M’in Sonbahar 2016 reklam videosu ile kadınların özgürleşmesi üzerine kafa yormaya başladık. Bu videoda farklı vücut tipine ve karakteristik özelliklere sahip kadınlar genelde kendilerine dayatılan davranış kalıplarına meydan okuyorlar. Seyredince çok etkileyici. Peki kadınlar gerçekten özgürleşiyorlar mı? Yoksa bu söylemler stratejik pazarlama kapsamında etki yaratmakla mı kalıyor? Siz ne dersiniz?

 

 

Beden algısı, güzellik kalıpları, çeşitlilik eksikliği gibi moda dünyasının geçmişten bugüne kanayan yarası olan konulara 2016 yılında daha fazla önem verildiği aşikar. Büyük beden koleksiyonların artması, “ten rengi” koleksiyonlarda renk paletinin çeşitlenmesi, her yaştan ve vücut tipinden ikonun reklamlarda kullanılmaya başlaması sevindirici fakat yeterli değil. Aslında kadınların ihtiyacı olan mağazalara girdiklerinde de, sokakta yürüdüklerinde de, bir partiye adım attıklarında da aynı seçim özgürlüğünü yaşayabilmek.

Maria Grazia Chiuri’nin Dior’un başına geçen ilk kadın olması ve feminist söylemlerle ilk defilesini gerçekleştirmesi de bu seneye denk geliyor, bu bir tesadüf mü?

 

Younger ya da Granny-Chic: Moda, Kadınlar ve Yaşları

Moda ve Teknoloji

2016’da bir Harvey Nichols defilesinde HP’nin yeni dizüstü bilgisayarını tanıtan manken Tülin Şahin gazetelere “Moda ve teknoloji podyumda buluştu” diye manşet olmuştu. Bu durumda teknoloji ve moda gerçekten de kendilerini podyumda birlikte buluverdiler ama aslında moda ve teknoloji kavramı bunun ötesinde bir yerlerde.

Moda ve teknoloji birlikteliği artık teknolojinin modada kullanılmasından öte, teknoloji ile zanaatın harmanlanması ile oluyor. Buna en güzel örnekleri de New York Met Museum’da açılan Manus x Machina sergisinde gördük. Bu sergi 2016 yılında modada zanaat ve teknolojinin paralel gelişimini ele aldı. Serginin galasında giyilen elbiseler hem çok gerçek hem çok şaşırtıcıydı.

Karolina Kurkova’nın galada giydiği Marchesa elbise, IBM teknolojisi ile birleşti. Kurkova kırmızı halıda yürürken galayı seyredenlerin Twitter yorumlarını algılayan teknoloji, elbisenin üzerindeki renkleri gelen yorumlara göre değiştirdi. Cognitive dress adı verilen bu tasarım, modanın da teknoloji yardımıyla paylaşımcı olabileceğini bize gösterdi. Kurkova bu şekilde televizyon başındaki takipçileri ile iletişime girdi. Biz de bu birlikteliğe şapka çıkardık.

Karolina Kurkova Marchesa & IBM elbisesiyle

Sürdürülebilirlik

Son yıllarda en çok duymaya başladığımız sözcük bu: Sürdürülebilirlik. Petrolden sonra en çok kirleten endüstri olan moda endüstrisi de artık dünyaya daha az zarar vererek nasıl büyümeye devam edeceğini sorgulamaya başladı. Hızlı modanın doğaya ve insan haklarına verdiği zararı biliyoruz. Daha fazla ve daha ucuz üretmek için verilen savaşta çoğunlukla haklarını alamayan işçilerin hikayeleri, çöken fabrikalar ve katledilen doğa ve bitmek bilmeyen tüketim ihtiyacı da bir bedel olarak var.

“Moda bizi mutlu etmeye ve sektör olarak büyümeye devam ederken nasıl daha sürdürülebilir olur? işte bu soru gittikçe daha fazla aklımızı meşgul edecek.”

 

İstanbul’da bu sene sürdürülebilirlik ile ilgili etkinliklerin sayısı yüzümüzü güldürdü.

Bunlardan biri H&M’in desteğiyle Tasarım Bienali’nde açılan “Geleceği giydirmek” sergisiydi. Sergiden önce yapılan atölyelerle moda tasarımı öğrencileri sürdürülebilir tasarımlar yarattılar ve sergi açılışında bir ödül töreni yapıldı. Tasarımlar beğeni topladı.

H&M’in globalde sürdürülebilirlik ile ilgili yaptığı çalışmalar takdir toplarken bir taraftan da markanın üretim (dolayısıyla tüketim) hacmi çelişki yaratıyor. Yine de konu sürdürülebilirliğe yatırım yapmak olunca, her çaba çok değerli.

 

Giy – At Kültürünü Değiştirmek için Baskı Her Geçen Gün Artıyor

Öne Çıkan Marka: Vetements

Moda Kürü sezon kapanışında öne çıkan marka olarak ilan ettiğimiz Vetements’ın ve Balenciaga’nın tasarımcısı Demna Gvasalia, Business Of Fashion sitesinden de “Person of the year (Yılın kişisi)” ödülünü aldı.

Eda Çakmak’ın deyimiyle “Sektörün istediği hiçbirşeyi ona vermeyerek sisteme meydan okuyan” ve bu nedenle başarılı olan Gvasalia, sokak modası ile Haute Couture’ü birleştirerek, yılda sadece iki koleksiyon yapmakta ısrar ederek, moda sisteminin dayattığı hız ve ticari kaygılara kafa tutarak ama gördüğümüz her moda ikonunun da gardrobuna girmeyi başararak, aslında farklı düşünerek çarkın döndürülebileceğini bize kanıtladı. Hepimize umut aşıladı. Gvasalia Royal Academy of Fine Arts Antwerp mezunu. Mezunları arasında moda tarihinde Antwerp 6’lısı (Walter van Beirendonck, Ann Demeulemeester, Dries van Noten, Dirk Van Saene, Dirk Bikkembergs, Marina Yee) diye de anılan önemli isimlerin ve Martin Margiela’nın da olduğu okul, moda sektörünün avangard öncülerini yetiştirmesiyle tanınır. İşte bu nedenle, Demna Gvasalia da beni şaşırtmadı.

Evet 2017 yılında yaktığımız köprülerin önümüzü aydınlatması dileğiyle…

Kaybettiklerimiz…

2016’da dünya toplumsal, ekonomik ve politik sorunlarla çalkalanırken, moda dünyası da tüm bu sarsıntılardan nasibini aldı. Yaşanan yaprak dökümü yılın son günlerinde de devam ederken biz de moda sektörünün 2016 yılında kaybettiği önemli isimlere saygı duruşunda bulunuyoruz.

André Courrèges (1923 – 2016): 1960’ların Modernizm ve Futurizm öncüsü Courrèges, Pierre Cardin ile birlikte dönemin modasının mimarlarından ve mini eteğin yaratıcılarından biri olarak anılır.

Bill Cunningham (1929 – 2016): Bill Cunningham’ın ölümü tüm moda dünyasını yasa boğdu. New York Times’ın moda fotoğrafçısı Cunningham sokak fotoğrafçılığı kavramının yaratıcısı ve mavi gömleğiyle bir New York simgesiydi.

Sonia Rykiel (1930- 2016): Trikonun ve çizgilerin kraliçesi Sonia Rykiel eğlenceli dünyasını ardında bırakarak 86 yaşında hayata veda etti. Markanın Kreatif Direktörü Julie de Libran.

Franca Sozzani (1950 – 2016): Vogue İtalya’nın efsanevi direktörü Franca Sozzani İtalya’yı ve moda dünyasını gözyaşları içinde bırakarak 2016’nın son günlerinde vefat etti. Vogue İtalya, Vogue’lar arasında cesur ve yenilikçi tavrıyla bilinirdi ve bu yaklaşımını 28 yıllık direktörü Sozzani’ye borçluydu. Haberi için tıklayın

2017 yılında modakariyeri.com olarak sektör haberlerini ve gelişmeleri izlemeye ve yazarlarımızla birlikte yazıya dökmeye devam edeceğiz. Aylık 15.000 tıka ulaşmak, sene başından beri organik trafiğimizle büyümeye devam etmek gurur verici. 2017’de de moda kürlerinde buluşmak ve moda tartışmalarımızda yer almak için bizi takip edin.

Herkese mutlu ve huzurlu bir 2017 diliyoruz.

 

 

Anlatsın.com’da 2016 yılı başında yayınlanan video serisinden:

Moda sektörünü yakın gelecekte nerede görüyorsunuz?

Aslı Özbek
Aslı Özbek

Aslı 2004 yılından beri moda sektöründe çalışıyor. Milano ve Paris'te başlayan kariyerinin büyük bölümü lüks perakende sektöründe geçti.