Moda Endüstrisi Tasarımı Yok Etti

 

Yeni İnsan Yayınevi‘nin, Sürdürülebilir Moda ve “Modada Yavaşlık” kitaplarının editörü Şölen Kipöz ile yaptığı röportajı paylaşıyoruz:

 

Koronavirüs pandemisi sonrası sürdürülebilir moda yeniden gündemde. Bugün pek çok büyük giyim firması, kullanılmış kumaşlardan, yamalardan ve organik kumaştan ürettikleri giysilerin reklamını yapıyor. “Bakın biz de çevreciyiz” mesajı veriyorlar. Serbest piyasanın kucakladığı bu yeni makyajlı sürdürülebilirliği ve sahiciliğini, yayınevimizden çıkan “Sürdürülebilir Moda” ve “Modada Yavaşlık” kitaplarının editörü Şölen Kipöz ile  konuştuk.

1- Sürdürülebilir moda ve yavaş moda nedir?

Moda sistemini var eden ve sürekli kılan eylem, kaynak ve ürünlerin doğanın kendini onarma kapasitesi ve dirençliliğini kırmayacak biçimde kullanılması ve oluşturulmasının yanı sıra insan emeğine dayalı endüstrinin sosyal adaletten taviz vermeden ekonomi yaratması diyebilirim. Yavaş moda ise sürdürülebilir dönüşüm için etik ve onarıcı bir yol; tasarım, üretim ve tüketim süreçleri arasında döngüsel, şeffaf, sorumlu ve dayanışmacı bir ilişki içeren; nicelik yerine niteliğe, küresel ağlardan çok yerel ağlara ve ekonomilere, uzun ömürlü duygusal ilişki kurabileceğimiz insan emeğini önceleyen nesnelere, çevresel etkilerinin izlenebilir olduğu atık oluşturmayan döngüsel üretim süreçlerine öncelik tanıyan bir yaklaşım.

2- Koronavirüsün ardından büyük giyim markaları sürdürülebilir ürünler koleksiyonlarına ekledi ve reklamlarını yapıyor. Sizce sürdürülebilirlik kirleniyor mu? Yoksa memnun edici bir gelişme mi?

Moda endüstrisi bir yerde tıkandı. Giderek artan sayıda sezonlar ve giysi modelleri ile niceliğe odaklanan moda, tasarımı da yok etti. Küresel ve büyük zincirlerde sürdürülebilirlik söylemi gerek temiz üretime odaklı bazı standartlar gerekse katma değer yaratmak için kullanılmaya başlandı. Koronavirüs pandemisi adeta barutu ateşledi bu anlamda. Özellikle Z kuşağı ile başlayan iklim aktivistlerinin de etkisiyle tüketiciler markaları etik bir filtreden geçirmeye başladılar ve almama tavrına karşı güçlü markalar bu konuya daha fazla tanıtım ve reklam bütçesi ayırmaya başladılar. Sürdürülebilirliğin bir avuç idealistin değil de moda endüstrisinin temel aktörleri tarafından benimsenmesi memnun edici bir gelişme elbette, bunun tasarım eğitiminin de yapısını olumlu ve bilinçli dönüştürebilen bir gelişim olduğunu gözlemliyoruz. Ancak bir konunun popüler olması gerçekten anlaşıldığı ve doğru uygulandığı anlamına gelmiyor. Ortada çok ciddi bir bilgi kirliliği var ama merak eden ve öğrenmek isteyenler için kaynaklar çoğalıyor.

3- Yavaş moda akımının moda haline gelmesi ve içinin boşalması sizi korkutmuyor mu?

İçinden geçtiğimiz dönem yeni bir farkındalık oluşumuna işaret ediyor. Şu sıralar sektörde ve basında sıklıkla kullanılan modanın yavaşlaması ile yavaş moda aynı anlama gelmiyor. Ana akım modanın yavaşlaması küresel ve bir kısmı hızlı moda faaliyetlerinde bulunan zincir markaların sezonları azalması, daha düşük stoklarla üretim yapması, yerel ve yakın ağlara yönelmeleri ve sürdürülebilirlik yolunda çevresel etkilerin izlenebilmesi anlamına gelirken, yavaş moda zaten yerel ağlarda hareket eden, küçük ölçekte adil üretim yapan, ürünün tüm yaşam döngüsünü döngüsel bir anlayışla kontrol altına alan, zanaat ve tasarım değeri yüksek bir pazara işaret ediyor. Bu yaklaşımın popüler olması ekonomik açıdan pek mümkün değil ama yukarıda da bahsettiğimiz gibi yeni kavramlar büyük bir açlıkla tüketilerek, yeşil aklamanın malzemesi olabiliyor ve farkı kılıflara sokulabiliyor. Kitabımızın bu konuya merak ve ilgi duyulan bir döneme denk gelmesi bir açıdan olumlu, bu açıdan Türkiye’de bir fikir liderliği yaptığımı düşünüyorum ve güvenilir referanslardan sürekli bilgimi tazeliyor, içi boş söylemlere de pek aldırış etmiyorum açıkçası.

4- Kapitalizm ile yavaş moda bir arada düşünülebilir mi?

İstesek de istemesek de moda ile ilgili bütün faaliyetler kapitalist bir düzenin içinde gelişiyor. Moda ekonomik bir faaliyet ve onun için Marks’ın söylediği gibi değişmeyen tek şey değişim. Ancak bu değişim uzun zamandır yaşamlarımızda gerçek bir dönüşüme neden olmuyor ve modanın iktisadi mantığına hizmet etmek için sürekli yeniliği önceliyor. Bugün kapitalizm kendi kendini de yutan aç gözlü bir noktaya geldi küresel neoliberal ekonomilerin de etkisiyle. Bu ekonomi modeli büyüme odaklı ve çizgisel bir anlayışta gelişen yap –tüket-at modeline üzerine kurulu. Kapitalizmin yavaş moda ile barışabilmesi için küçülme ekonomisi, dağınık (yerel ve esnek) ekonomiler, döngüsel ve paylaşım ekonomisi modellerine alan açabilmesi gerekiyor.

5- Çevre dostu moda da kendi pazarını yaratıyor. Vegan giyimden yamalı giysilere kadar sadece bu konseptte satış yapan dükkanlar var. Sizce bu dönüşüm mü yoksa serbest piyasanın sürdürülebilir modayı yutma şekli mi?

Bunun bir dönüşüm olup olmadığı süreçlerin ve eylemlerin şeffaf olarak izlenebilir ve paylaşılabilir olması ile ilgili. Etik bir niyet ilgiyi ve takdiri her zaman hak ediyor. Eylemlerin ve üretimlerin bu niyetin içini doldurup doldurmadığına bakmak gerekiyor. Sürdürülebilirlik çok geniş ve ulaşılması zor bir çerçeve. Bu yüzden modanın ekosistemine katkı koyan her inovasyon, etik ve sorumlu girişim bence bir yol açacaktır.  Gerçek anlamda bu dönüşüm tüketici bilinci ve talebiyle gerçekleşecektir. O yüzden sürdürülebilirliğin ya da yavaşlığın modanın gerçekliği içinde ve serbest piyasa ekonomisinin yarattığı pazarda yer bulabilmesi önemli. Modanın etik sorgulanması modayı dışlayarak ya da karşısında durarak bizi bir yere getirmeyecek, tam aksine modanın içinden onun yönünü değiştirmeye iyileştirmeye ve onarmaya çalışarak bu çaba yerini bulacaktır.

 

Editörlüğünü Şölen Kipöz’ün yaptığı Sürdürülebilir Moda kitabını incelemek için burayı tıklayın.

Modada Yavaşlık kitabını incelemek için burayı tıklayın.

 

Aslı Özbek
Aslı Özbek

Aslı 2004 yılından beri moda sektöründe çalışıyor. Milano ve Paris'te başlayan kariyerinin büyük bölümü lüks perakende sektöründe geçti.

Henüz Yorum Yok

Cevap Bırak

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak.