Paris Moda Haftası S/S 18

Yaklaşık 1 ay süren yorucu moda haftası maratonunda, modanın 4 büyük başkentinin sonuncusu Paris’e geldi sıra. Lüksün ve haute couture’ün merkezi Paris’te, moda haftası diğer şehirlere göre daha uzun ve yoğun geçti bu sene de. Bir haftanın ardından bizim favorilerimizi özetlememiz gerekirse:

Balenciaga

Bu sezonki Balenciaga defilesini tek kelimeyle özetlememiz gerekirse bu kuşkusuz ‘Crocs’ olur. Demna Gvasalia’nın hazırladığı koleksiyonda birbirinden iddialı parçalar vardı ama Balenciaga gibi bir markanın platformlu crocslar yapması tüm koleksiyonun önüne geçti diyebiliriz. Balenciaga’nın geçen sezon bizlere tanıttığı dapdar çorap çizmelerini bu sezonda da farklı desenlerde kullanmaya devam ettirmesi bizlere gelecek sezon hakkında büyük bir ipucu veriyor. Farklı renklerdeki tartan kumaşlarının ve oversize parçaların birarada kullanılması Balenciaga podyumlarından en akılda kalan stil.

Junya Watanabe

 

“Alışılageldik giyinme anlayışının dışına çıkmak istiyorum” diyen Watanabe tüm ilhamının doğadan geldiğini söylüyor. Doğada rastladığımız ağaç ve taş parçaların silüetlerini kıyafetlere uyarladım diyen tasarımcı yine sıradışı bir koleksiyona imza atmış. Karmaşık silüetler ve monokrom ile haki renginin ağırlıkta olduğu koleksiyon herkese hitap etmese de iddialı.

Comme Des Garcons

Gelelim her zaman en hayranlık duyduklarımızdan olan Comme Des Garcons’a. Rei Kawakubo, Paris Moda Haftasında sunduğu koleksiyonunu kısaca ” çok boyutlu graffiti” olarak tanımlıyor. Avantgarde çizgisiyle tanıdığımız tasarımcının grafitilerden, Rönesans tablolarına hatta kitsch Japon oyuncaklarına kadar farklı konseptlerden ilham aldığını görüyoruz. Bu seneki Metropolitan Museum of Art’daki retrospektifinin ardından moda dünyasındaki konumunu daha da güçlendiren tasarımcı bize bir kere daha ne kadar sıradışı ve yetenekli olduğunu gösteriyor.

Yves Saint Laurent

Bir mekana tıkışıp kalmak yerine Eiffel Kulesini arkasına alarak tam bir Parizyen olduğunu vurgulayan YSL için bu koleksiyon, Pierre Bergé’in ölümünden sonraki ilk defile. Pierre Berge’in ” Sen Yves Saint Laurent değilsin, o yüzden onun gibi davranmana gerek yok” cümlesinin tüm tasarım sürecinde kafasında olduğunu söylüyor Anthony Vaccarello.

“Sen Yves Saint Laurent değilsin, o yüzden onun gibi davranmana gerek yok

” Bütün ekibimle birlikte herkese Paris’i ve Yves Saint Laurent’i anlatmak istedik” diyen Vaccarello için amacına ulaştı diyebiliriz. Kıyafetlere baktığımızda tam olarak bir Saint Laurent kadını görüyoruz- gösterişli, seksi, iddialı ama yer yer de minik dokunuşlarla maskülen. Vaccarello’ya göre bu koleksiyon her zaman eğlenmesini bilen ve kendine güvenen YSL kadınının bir yansıması.

 

Miu Miu

 

Miuccia Prada’nın Miu Miu S/S 18’in çıkış noktası oldukça ilginç. 90’lı yıllarda 50’li yıllara ait göndermeler yapan altkültürlerden aldığı ilhamında gerçekten de hem 50’li hem de 90’lı yılları hissedebiliyoruz. “İlham bulabilmek için bol miktarda 90’lı yıllarda vintage olarak adlandırılan parçaları inceledim” diyen Prada aynı zamanda da Miu Miu’nun ilk doğduğu yıl olan 1993 senesini bize hatırlatıyor. Farklı renkler ve materyallerle bol miktarda kat kullandığı ve yer yer grunge dokunuşlarıyla birleştirdiği bu koleksiyon Miu Miu çizgisinden çok Prada çizgisine yakın olmuş diyebiliriz.

Jacquemus

Son zamanların en çok konuşulan tasarımcısı; bazılarının dahi olarak adlandırdığı ve bazılarınınsa çok eleştirdiği Jacquemus. Pekçok defilesinde sıradışı şovlar hazırlayan Jacquemus, bu moda haftasını sakin geçirdi. Daha çok toprak tonları ve turuncu tonlarını tercih eden tasarımcının her parçası usta bir drapajcının elinden çıktığını belli ediyordu.

Celine

“Optimistik bir koleksiyon istiyordum” diyen Phoebe Philo gerçekten de bu isteğini yansıtabilmiş. 80’lerin ve 70’lerin tasarımcılarından ve o dönemlerin tasarımcılarındaki optimizmin bu sezon kendisine çok ilham verdiğini söyleyen Philo, Celine şovunu oversize trenchcoatlarla açtı. Ceket, yelek ve trenchcoatların ağırlıklı olarak kullanıldığı koleksiyonda erkek terziliklerinin ustalıklarından faydalanıldığı belli oluyordu.

Christian Dior

Maria Grazia Chiuri’nin ‘We Should All Be Feminists’ tişörtleriyle Dior için ilk koleksiyonunu hazırlamasının üzerinden tam bir yıl geçti. Feminizm tişörtleriyle moda dünyasında büyük bir akım açan Chiuri, bu sefer de yeni bir tişörtle moda gündeminde.      ” Why there have been no great women artists?” yani “Neden büyük kadın sanatçılar yok?” yazan tişört kuşkusuz Dior defilesinin en kilit noktasıydı. Feminist yazar Linda Nochlin’in 1971 yılında yazdığı makaleden alınmış bu cümle aslında derin anlamlar taşıyor. Geçtiğimiz yıl da sokak modasını etkisi altına alan feminist mesajlı tişörtlerden sonra, bu yıl da Dior öncülüğünde kadın sanatçılarla ilgili tişörtler göreceğimiz kesinleşti.

Louis Vuitton

Paris Moda Haftalarının son defileleri arasında bir Fransız vazgeçilmezi Louis Vuitton var. Nicolas Ghesquire, geçtiğimiz sonbahar New York’taki Metropolitan Museum of Art’ı ziyaret ettiğinde gördüğü barok ve rokoko dönemi parçalarının kendisinebu koleksiyon için fikir verdiğini söylüyor. Gerçekten parçaları incelediğimizde bu ağdalı ve gösterişli barok havasına yoğun bir şekilde rastlıyabiliyoruz. Kostümümsü duran parçaların daha street-wear olarak adlandırabileceğimiz şortlar ve sneakerlarla kombinlenmesi görüntüyü dengeleyerek koleksiyona hafif bir rock’n roll havası katmış.

Chanel

Her moda haftasındaki Chanel defilesini Karl acaba bu sefer hangi arka planda sergileyecek diye merak olduk hepimiz. Her seferinde bizi seçtiği konsept ve mekanlarla şaşırtan Karl bu sefer Grand Palais’ı bir şelaleli bir arkaplana dönüştürmüştü. Kıyafetlere gelirsek bu zamana kadar alıştığımız Chanel görüntüsünden pek bir farkı yok diyebiliriz; zaten Karl Lagerfeld her sene seçtiği mekan ve aksesuarlarıyla gündeme düşüyor. Önümüzdeki sezonda bol miktarda göreceğimize inandığımız Chanel’in plastik topuklu botları şimdiden radarımıza girdi bile.

Eda Binark
Eda Binark

Istanbul doğumluyum.Nişantaşı Işık Lisesi'nin ardından lisans eğitimimi London College of Fashion’da Fashion Design& Development bölümünde tamamladım. Istanbul'a dönüp bir sene Vakko’da satın alma ve merchandising asistanlığı yaptıktan sonra Londra’ya geri dönüp yine LCF'de Moda Yönetimi ve Stratejik Moda Pazarlaması yüksek lisansı yaptım. Mayıs 2016'dan beri Moda Kariyeri’nde içerik editörüyüm.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.