Modanın Nabzı Ve Geleceği Kopenhag’da

Modayı değiştirebilirsek herşeyi değiştirebiliriz!

14-15 Mayıs’ta iki güneşli gün süren Kopenhag Moda Zirvesi çantalarının üzerinde birebir bu cümle yazıyordu! Çanta kadar içinden çıkan küçük dikiş seti de kendi başına bir yavaş moda çağrısıydı.

Dünyanın en yaşanabilir kentleri arasında ilk sıralarda yer alan, 2009 yılında ilk iklim planını başlatan Kopenhag iki gün boyunca moda dünyasının öncü markaları, sivil toplum, akademi ve medya temsilcileri ile sürdürülebilirlik konusuna odaklanması ortak geleceğimiz için umut ve heyecan vericiydi.

Kendini modanın Davos’u olarak konumlandıran zirvede, yaratıcı moda dünyasında markalar, üreticiler, tüketiciler olarak nasıl daha haysiyetli ve dünyaya daha özenli davranabiliriz, ‘moda ile dünyadaki değişim nasıl tetiklenir?’ sorusunun cevabı arandı. Dünya çapında kullanılan tüm plastiğin yalnızca %2’si, tekstilin ise %1’i geri dönüştürüldüğü düşünülürse moda sektörünün de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi için yol haritasına ihtiyacı olduğu bir gerçek.

Bu yıl altıncısı düzenlenen zirvenin çok tanınan konuşmacıları arasında Stella McCartney, Amber Valleta, Danimarka Prensesi Mary, Edie Campbell, Lily Cole, Business of Fashion (BoF) Yayın Yönetmeni Tim Blanks, Vanity Fair Yayın Yönetmeni Grayton Carter, Vogue ABD Moda Direktöri Tonne Goodman gibi isimler vardı.

Nefret Ettiğiniz Biriyle Arkadaş Olun!

Zirvenin en akılda kalan konuşmalarından biri Parsons Moda Okulu eski dekanı ve danışman Simon Collins’in yaptığı açılış konuşmasıydı. “Bunların hepsi sizin suçunuz!” diye başladı Collins moda dünyasının petrolden sonra en çok kirlilik yaratan ikinci endüstri olduğuna vurgu yaparak. Collins, “Dünyayı sizler bu hale getirdiniz, şimdi kendi aranızda konuşmaktan vazgeçin, her ne olursa olsun doğruları söyleyin. Bu konuyu bilmeyen hatta nefret ettiğiniz biriyle arkadaş olun ve harekete geçin” mesajını verdi.

Prenses Mary’nin H&M Conscious Eteği

Danimarka Prensesi H&M Conscious eteği ile

Danimarka Prensesi Mary zirvenin yıllardır ev sahipliğini üstleniyor. Prenses konuşmasında, hükümetlerden tasarımcılara, üreticilerden müşterilere kadar herkesi cesaretli davranmaya, liderlik yapmaya davet etti. John F. Kennedy’nin 1962’de “aya insan gönderme projesi” hayalini örnek gösterdi. Evet, bugün sürdürülebilirlik bir hayal gibi gözükse de aslında mümkündü. Ayrıca Prenses, H&M Conscious koleksiyonundan yeşil kabarık eteği ile çok zarifti.

Öncü Stella Sahnedeydi

Stella McCartney

Zirve’nin ikinci gününde herkesin beklediği oturum ise Grayton Carter ve Stella McCartney söyleşisi oldu. Tasarımcı, içinde büyüdüğü ortamın, doğayla iç içe bir çiftlikte büyümenin, ailesinden aldığı değerlerin, iş yapma şekline nasıl etki ettiğinden bahsetti.

Sürdürülebilirlik konusunda sektörün öncülerinden olan tasarımcı tüm moda sektörü oyuncularını birlikte hareket etmeye davet etti. Adidas ile daha önce yaptığı işbirliklerine ek olarak, tamamen vegan ve sürdürülebilir malzemelerle üretilecek Stan Smith’in müjdesini de vermiş oldu.

Zirveden Çıkan Top 10 Moda Trendi

1. Gün işbirliği günü! Rekabet yerine işbirliğinin önemi defalarca vurgulandı, moda dünyasının değişim için birlikte hareket etmesi şart.

2. Regulasyon ve teşvik şart: Sürdürülebilirlik uygulamalarında iyi niyetin yeterli olmadığı daha fazla regülasyon ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç olduğunun altı çizildi.

3. Türk ISKO başarısı: Denim üreticisi Türk şirketi İSKO zirvenin ana sponsorları arasındaydı, İSKO’nun başarı hikayesi yenilikçi, sürdürülebilir uygulamalarda tüm sektöre müthiş bir örnek teşkil etti.

4. Önce düşünce, sonra davranış değişimi: Değişim için düşünme biçimlerinin ve bunun neticesinde davranış biçimlerinin değişmesi gerektiği vurgulandı. Esas soru, “çok almak yerine az almak ama daha kaliteli almak, giysilerimizi daha uzun kullanmak, dönüştürmek, daha aza sahip olmanın gücü” şekilde düşünme ve hareket etme biçimine nasıl geçeriz?

5. Y Kusağı: Yeni neslin yaşam ve alışveriş kararlarında çok daha farklı davrandığı, dolayısıyla sürdürülebilirlik konusunun modada önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz olarak tüm markaların radarında olacağı konusunda fikir birliği vardı.

6. Tek dil, tek tüzük: Sektörde farklı konuların farklı algılanması, raporlanması,uygulanması söz konusu. Mutabık kalınan tek bir dil tek bir tüzük, davranış biçimi yaratmak mümkün mü?

7. Robotlar bangır bangır geliyor! Maksimum 2-3 seneye herşey otomasyon, AI ve robotlarla yapılacak. Bu markalar için envanterde ciddi bir azalma, sipariş sürelerini 40 haftadan 16 haftaya indirecek, yerelleşmeyi ve yerel tasarımı arttıracak ama aynı zamanda iş gücünü de çok ciddi etkileyecek bir konu.

8. Tedarik zincirini bilmek: Herkesin sürdürülebilirlik adına fark yaratmak için başından sonuna tedarik zincirine hakim olması gerektiği defalarca vurgulandı.

9. Bloggerlar! En ön sıradalardı, içerik onların elindeydi.

10. “Giysilerimi kim yaptı?” diye sormaya devam: Moda markalarının iş yapış şekillerini sürdürülebilir hale getirmeleri, bilgi ve teknoloji sistemi değiştirmek için önemli ama gerçek değişimin tüketicilerin davranış değişikliği ile gerçekleşeceği konusu özellikle vurgulandı.

Peki biz tüketiciler olarak ne kadar farkındayız? Aldığımız ürünlerle ilgili ne kadar soru soruyoruz? Yeterli bilgiye sahip miyiz? Tüketicilerin bilgilendirilmesi ve farkındalığın artırılması konusunda neler yapılabilir?

Moda Dünyasında Devrim

5 yıl önce İngiltere’de başlayan ve giysilerimi kim yaptı sorusuyla moda sektörünün içyüzünü tüketicilerle paylaşarak tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamayı, bilinçlendirmeyi ve sektörde iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefleyen “Fashion Revolution” hareketinin kurucularından Orsola de Castro da tüketicilere “Soru sormaya devam edin” çağrısı yaptı.

Vogue US Moda Direktörü Tonne Goodman, sosyal medyanın gücüne, basit ve eğlenceli anlatıma ve hikaye anlatımının gücüne işaret ederek devam etti “Süpermarketten yiyecek alırken etiketi detaylı okuyoruz, içinde ne var diye bakıyoruz, yeni normda giysi alırken de aynı davranışı gösteriyor olacağız.”

Değişim İçin Bir Yerden Başlamak Gerekiyor

İki gün süren zirve umut ve cesaret aşıladı, bir değişim döneminden geçiyorsak bir yerden – küçük bir adım bile olsa- bir şekilde başlamak gerekiyor. Bir gün gelecek, bu yaşam biçimi o kadar içselleşecek ki sürdürülebilir kelimesini kullanmamıza gerek kalmayacak.

Ne dersiniz? Sizce 30 yıl sonra moda tarihi anlatılırken bu dönem için hangi tanım kullanılacak?

Göknil Bigan – Aydan Ölçer

Bir yorum
  1. Tüm kalbimle katılıyor, fikir ve uygulama
    olasiliklarini destekliyor başarılar diliyorum yolunuz açik olsun…

Yorum yap

Email adresin yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.