La Double J’in Arşivlerdeki Desenlerle Derlenen Hikayesi

 

5 yıl kadar önceydi. “Salone Del Mobile” zamanı Milano’da.

Güzel ve yeni olan hiçbir şeyi kaçırmayan arkadaşım kolumda.  ‘Mutlaka görmeliyiz’ diyor. Milano sokaklarında bir ‘Pop-up showroom’’a sürükleniyorum. Yol boyunca da göreceğimiz parçaları toplayan kadının hikayesini dinliyorum.

JJ Martin

Kaliforniyalıymış. Evlenip, Milano’ya yerleşmiş. Editörmüş. Wallpaper, WSJ, Harper’s Bazaar gibi farklı dergilerde çalışmış. İtalya’ da ise Milano’nun stil sahibi kadınlarının gardıroplarını “karıştırabilen” birine dönüşmüş. Gardıroplardaki kıymetli eskileri toparlayıp kendi günlük giyim anlayışı ile sunduğu bir de platform yaratmış. Adı da La Double J. Bu platform ilgi çekince, parçaları sergileyip sattığı kısa süreli mağazalar kurgulamış.

Ama ne parçalar varmış! Kaçırmamız lazımmış…

Üzerinden bir yıl geçmemiş. Aynı arkadaşımla yine Milano’da Cova’dayız. İçeride bir şey, biri gözümü alıyor. Arkadaşım durumu fark ediyor ‘İşte bak sana anlattığım kadın, ‘  J.J Martin, La Double J’in kurucusu.’

Bilgisayarı önünde çalışıyor.  Üzerindeki kaftanın deseni, renkleri şaşırtıcı. Desenin zenginliği, renklerin doygunluğu ve aralarındaki işbirliği.. Biraraya getirmenin sadeliği. Şaşırtıcı ve mutluluk verici. Cova’ya tezat bir şekilde oraya bir o kadar da yakışan bir kadını ilk görüşüm olabilir.

Geçen hafta ise, İstanbul’da JJ Martin’le Beymen’de kahvaltıya davet ediliyorum. Tüm doğallığı ile desen tutkusunu onun ağzından dinliyorum. “Ben bir tasarımcı değilim” diye başlıyor anlatmaya.  “Desen keşfetmek benim tutkum. Dünyanın farklı yerlerinden, farklı yıllara ait desenleri topluyorum. Desenleri, bazısını giysilere, bazısını tabaklara taşıyarak derleyen bir editörüm halen” diyerek devam ediyor. Elindeki katalogda bu yaz için derlediği desenlerin tulumdan, kaftana, elbiseden mayoya dönüşmüş hallerini hayranlıkla izliyorum.

Zevkine ve zekasına hayran kalıyorum. Moda alanında yapılabilecek farklı girişimler için dinamik bir örnek.  Tarihi ve hikayesi olan desenlerin peşine düşüyor. Arşivlerde kalmış desenleri, neşeli, göz alıcı, cesur yeni moda giysi ya da objelere dönüştürüyor. Her deseni farklı ürün gruplarına dönüştürüp derliyor. Kimisi mayo, kimisi tabak, kimisi kaftan olarak çıkıyor karşımıza. Şayet siz de desenlere düşkünseniz, ‘shop by print’ sayfasını seçip, o desene ait tüm ürünleri görebiliyorsunuz.

Son iki yıldır hayranı olduğu kişilerle farklı işbirlikleri geliştiriyor.

Benzersiz ipek kumaşlar üreten Mantero Seta, mücevher koleksiyonu ile Anna Piaggi, antika vazoları ve çizimleri ile Liselotte Watkins, tabaklar ile Bitossi, masa örtüleri ile Mascioni bu işbirliklerine birkaç örnek.

Bu hafta yolu Milano’ya düşenlerdenseniz Salone Del Mobile zamanı olduğunu hatırlatmaya gerek var mı? Milano’nun belki de en güzel zamanı. J.J. Martin’in koleksiyonun yeni parçalarını, Salviati işbirliğini ve sürpriz sunumunu görmek için de bir fırsat.

Salviati, Murano’nun 150 yıllık cam üreticisi. Bu yıl Salone del Mobile için Venedik geleneğinin temel parçalarını J.J Martin yorumu ile üretmişler. Opak, renkli bardaklar, koleksiyon parçaları olabilecek kadehler bu hafta sonu Piazza Arcole 4 adresinde görülebilir.

Henüz yorum yok

Yorum yap

Email adresin yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.