2020 Yılına Damgasını Vuran Moda Olayları

2020 Yılına Damgasını Vuran Moda Olayları

 

2020 yılını nasıl tarif edersiniz?

İnanılmaz…

Adeta bir bilim kurgu romanı…

Şeytana pabucunu ters giydiren…

Ezber bozan…

Bazen de pek tabii sinir bozan…

Sonra eğiten öğreten, bildiğiniz tüm standartları değiştiren…

Değişimleri başlatan ve hızlandıran…

 

Moda da haklı olarak tüm bu değişimlerden payını hallice aldı. 2020’den sonra ne siz aynı siz olarak kalacaksınız, ne de moda! Öyle ki bu sene modanın ABC’si dediğimiz herseyin akşamdan sabaha değiştiğini gördük. Ne yeni sezon defileleri artık mutlaka fiziksel olarak orada olunması gereken aktiviteler olarak kaldı, ne de moda alışveriş kanalları ve trendler eski haliyle devam etti.

Defileler

Sınırlı sayıda elit moda tabakasının ön sırada yer almak için birbiri ile yarıştığı hatta kapıştığı defileler, artık sanal olarak pijamalarımızla evimizden ulaşabildiğimiz neredeyse sıradan olaylar haline geldi. Mart ayından itibaren İstanbul Moda Haftası dahil olmak üzere pek çok moda haftası iptal olup ertelenirken, zamanla moda otoriteleri de anladı ki bu pandemi öyle bir sezonda gelip geçici bir durum değil ve nasıl kendimizi ifade ederiz, tüketiciye ulaşırız derken pek çok yenilikçi fikirle karşımıza çıktılar.

Chanel’in klibi ve Dior’un kısa metrajlı filmi ile karşılaştırıldığında, Jeremy Scott’ın Moschino için kukla bebeklerle defilesi olağandışı ve yenilikçi idi. Hatta bir de ön sıraya Anna Wintour’un kukla bebeğinin de içinde olduğu davetlileri de yerleştirince gerçekten yaratıcılıktan tam not aldı. Olivier Rousteing’li Balmain’in moda otoriteleri Paris’e gelemezse, ben onları sanal olarak Paris’e getiririm fikri ile yine Anna Wintour’un da arasında bulunduğu sanal misafirlerini 3 sıra dev TV ekranları ile şova taşıdığı defilesi ise gerçekten takdire şayandı. Dolce Gabbana’nın sanal defilesi sırasında aynı anda online satış yapması ise yeni dönemde standartları belirleyecek çok zekice bir hamle idi. Sonucunda Şeytan belli ki sadece Prada giymiyordu tüm Yüksek Moda’ya ilham vererek göz kırpıyordu.

Lüks Tüketim

Peki lüks tüketim sanal olarak kitlelerce erişilebilir olunca bu lüks tüketim bitecek mi demek oluyor? Hayır, tam tersi lüks tüketim ve lüks ürüne ulaşmak trend analizlerine bakıldığında pandemi sonrası büyük olasılıkla daha da elitleşen niş bir grubun elinde kalacak, yani hayatta kalma yarışması daha da kızışacak. Lüks artık belki de ultra lüks, über, hiper lüks ön adları ile beraber hayatımıza dahil olacak. Parasını biriktirip bir sezonda bir lüks parçaya ulaşan A+ segmenti tüketiciye ne olacak peki? Herkes her ürüne ulaşamayacak tabi ki. Çünkü aynı markanın el dikimi kaşmir kazağı lokal kaynaklarla kaliteden ödün vermeden ama birkaç katı fazla maliyetle üretilip satılmaya başlanacağı için artık sezonda bir değil, muhtemelen hayatımızda sadece bir kere satın alabileceğimiz bir fiyat skalasına ulaşacak. O zaman vakit varken hala ulaşılabilir gördüğünüz klasik parçalar varsa beklemeyin hemen yatırımda bulunun. İleride çocuklarınıza kalır, vintage adını alır, altın gibi değerlenir. Ulaşamıyorsanız da sorun değil o zaman da paralelde başka bir hızla gelişen akıma, moda atıklarının azaltılmasına katkıda bulunmuş olursunuz.

2020 yılı ve öncesini ileride moda tarihinde ayrı bir dönem olarak işleyeceğimiz kesin. 2019 ve öncesinde, dijital kanalda alışveriş ve büyüme oranı sınırlı iken 2020’de pandemi nedeniyle evlerimize tıkıldığımızda dijitalde çok büyük bir patlama yaşandı. Artık Türkiye’nin en uzak noktasındaki lokal üretici en büyük şehirdeki tüketicisine sayılı günler içinde ulaşabiliyor hale geldi. Sosyal medyada satış yapan moda üreticisinin sanal mağazasının olmaması, sosyal medyada var olmaması artık neredeyse işlerinin sürdürülebilirliği adına mümkün değil. Kesinlikle olmanız gereken ve tüketicinize ulaşacağınız en önemli kanal dijital haline geldi. Trend setter’lar, influencerlar hatta sanatçılar gün geçmiyor ki yeni bir anlaşma ile sosyal hesaplarından bizleri boğarcasına yeni ve arka arkaya ürün promosyonu yapmasınlar. Bu haylı sıkıcı zorunlu trendin akıbetini ise hep beraber izleyip göreceğiz.

Moda kanalları gibi pandeminin hayatımıza yeni kattığı evden çalışma ve sokağa çıkma yasakları ile 2020’de ne giydiğimiz de tamamiyle değişti. İşimizi evden uzaktan halledip, yemek arasında sporumuzu sanal olarak gerçekleştirdiğimiz yeni normalimizde, artık aslolan rahat giysi giymek haline dönüştü. Takım elbiselerin, dışarıda giyilen giysilerin, mantoların, ayakkabıların, çantaların satışı azaldı. Karşılığında ekonomik olarak daha tutumlu davranmak isteyen ve sıkıntıda olan tüketici, daha çok indirimli kanallara yöneldi veya her ay farklı isim altında yapılan indirimleri bekledi, daha az satın aldı ve tüketti.

2020 ve pandemi ile yaşam, kısıtlamalar, modada tüm akışın değiştiği yepyeni bir dönem başlattı, her anlamda bambaşka ve geriye dönüşün olmadığı bu yepyeni yolda, maskenin en ulaşılabilir markadan en lüks markaya kadar rafında yer alabildiği, lokal markalara yönelişin arttığı bu yeni evrede, sadece sürekli kendini inove edebilen ve en hızlı uyum sağlayan markalar, trendlere mahkum olmayıp büyük resmi görebilen vizyoner girişimciler ve tüketiciler hayatta kalacaklar.

Peki siz hangisisiniz?

 

Burcu Kayabaşlı
Burcu Kayabaşlı

Burcu 2 kız çocuk annesi, Kadıköy Anadolu Lisesi ardından Boğaziçi Üniversitesi iktisat mezunu, 20+ senedir kurumsal hayatta finans alanında ve yöneticilik pozisyonlarında çalışan, işini zevkle yapan, mutlu bir İstanbul sakini. Öte yandan Modaya aşkı ile ayrışan, araştırmayı, yazmayı, seyahat etmeyi çok seven ve hayat boyu öğrenmeye, değişime ve büyümeye canı gönülden inanan, sıradan olan ama sıradan olmayı reddeden sizden bizden biri.

Henüz Yorum Yok

Cevap Bırak

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak.